Ama.
- 2 days ago
- 5 min read
Karşınıza geldim ve mecburen anlattım.
Bir yıl dayandım. Kimseye söylemedim. Kimseyi bu hikâyenin içine sokmadım. Sonra artık dayanamadım. Karşınıza geldim ve mecburen anlattım.
Anlatırken de ortaya her şeyin kanıtını koydum.
Benim ne yaptığımın, ne söylediğimin; onun ne yaptığının, ne söylediğinin; hangi itirafları yaptığının, bana hangi hasarları verdiğinin; bütün bunlara rağmen benim nasıl durduğumun, nasıl iyi kalmaya çalıştığımın, onun kendi kabullerinin tamamının delillerini önünüze koydum.
Anlattığım hikâye su kadar berraktı. Şu an içinize çektiğiniz hava kadar gerçekti.
Bu gerçek de şuydu:
Ben bir hikâyenin içinde tüm iyi niyetimle, profesyonelliğimle, etik duruşumla kalmaya çalıştım. Böyle kalmaya çalıştığım için yaşadığım sıkışma sebebiyle önce sağlığımı, sonra işimi kaybettim.
Karşımdaki insan, kendi kabulüyle bana verdiği hasarlara rağmen kendi itibarını koruyabilmek için; daha önce hayatında hiç kimsenin onun için bu kadar büyük bir şey yapmadığını söylediği, “hayatımda daha güzel bir şey olmadı” dediği, bana yaşattığı bunca şeye rağmen benim iyi kaldığımı kabul ettiği insanın kariyerini, itibarını, emeğini ve hayatını yaktı.
İşimi kaybettim.Kariyerimi kaybettim.Sağlığımı kaybettim.
Size bunu anlattım.
Burada karşılıklı bir çatışma yoktu. Burada “iki taraf da dinlensin” denilecek basit bir durum yoktu. Burada sizin önünüze koyduğum bir resim vardı. Bu resim gerçek resimdi.
Ben bu kişiye, işlediği suçlar sebebiyle dava açmaya karar verdim. O noktaya kadar zaten çok şey kaybetmiştim. Desteğe ihtiyacım vardı.
Bana verilen destek şuydu:
“Dava açma.”
Ben de şunu anlatmaya çalıştım:
Benim hayatım, bir insanın göz göre göre attığı iftiralarla, yaptığı kötülüklerle yok edildikten sonra, benim sessizce yoluma bakıp gidebileceğim ve sizin de bana bunu söyleyebileceğiniz kadar değersiz değil.
Bana destek olmak istediğini söyleyen insanlar, benim yanımda durmak yerine bana ne yapmam gerektiğini söyledi.
Ben hakkımı arayabilmek, kendimi savunabilmek için önce beni sevenleri, benim iyiliğimi istediğini söyleyenleri aşmak zorunda kaldım.
Çoğu zaman da aşamadım.
“Dava açacağım” dedim, destekleyen kişi sayısı sıfırdı.
Sonra gerçekten yoruldum, “davayı bırakacağım” dedim, destekleyen kişi sayısı yine sıfırdı.
Sonra dedim ki burada bir yanlışlık var. Benim her yaptığım yanlış olamaz. Belli ki sizin bana destek olmaktan çok bana tavsiye verme ihtiyacınız var.
Ben size bunu anlatmaya çalıştım.
Bana tavsiye vermeyin dedim. Ne olur benim yanımda olun dedim.
Ben hayatta kalmak istiyorum dedim. Ben göz göre göre her şeyimi kaybediyorum dedim. Bana destek olun dedim. Beni, onun beni ittiği uçuruma kolumdan tutup siz götürmeyin dedim.
Ne olur onu durdurun dedim.
Durdurmadılar.
“Tanımıyoruz” dediler.“Yakın değiliz” dediler.“Ne yapabiliriz?” dediler.
Bir de en iyi benim tanıdığım kişiye, benim yaşadığım şeye, benim önümde duran gerçeğe dair bana akıl verdiler.
“Hayır, senin dediğini yaparsak işe yaramaz” dediler.
Siz benden iyi bilemezsiniz.
Ben çocuk değilim.
Benim yaşadığım şeyle ilgili, benim tanıdığım kişiyle ilgili, benim önümde kanıtlarıyla duran gerçekle ilgili benden daha isabetli bir fikriniz olabileceğine inanmanız zaten yeterince yanlıştı.
Bunu bana dayatabilecek haddi kendinizde görmeniz ise ayrıca yanlıştı.
Ben kırmamak için çoğu zaman bunu söyleyemedim.
Ama şimdi söylüyorum:
Hem yanlış düşündünüz hem de hadsizlik yaptınız.
Beni korumadınız.Beni dinlemediniz.Beni anlamadınız.Üstüne bir de beni, benim yaşadığım şey hakkında susturmaya çalıştınız.
Ben size ne yapılması gerektiğini anlatmaya çalışırken, siz bana ne yapmamam gerektiğini söylediniz.
Ben sizden akıl istemedim. Ben sizden yanımda durmanızı istedim.
Ama siz yanımda durmadınız. Siz benim karşımda durdunuz. Bir de bunu utanmadan destek diye önüme koymaya çalıştınız.
Beni öldüren şeyi, hayatımı mahveden şeyi durdurmamak için bahaneniz onu tanımıyor olmanızdı.
Sokakta biri gelip beni göz göre göre öldürse, onu tanımadığınız için hiçbir şey yapmayacak mısınız?
Ben bir şey yapmamanıza da razıydım. Şuna yalvardım:
Bari beni durdurmayın.Bari beni onun ittiği uçuruma siz de itmeyin.Bari bana iyi niyetlerinizle hayatımı mahvedecek şeyleri yaptırtmayın.
Yaptırdınız.
Davamı geri çektim. Bana uzaklaştırma kararı çıkardı.
Beni çok sevenlerin bana verdiği destek neydi biliyor musunuz?
“Sakın uzaklaştırma kararını bozma.”
Ben size hakkımı helal etmiyorum.
Sonra bir şekilde uzaklaştırma kararı bozuldu.
Bana verilen destek neydi biliyor musunuz?
Göz göre göre hayatımı mahveden, bir senedir aralıksız kötülük yapan, tüm emeklerimi yok eden kadına mesaj atma diyerek bana destek olduğunuzu söylediniz.
“Seni böyle korumaya çalışıyoruz” dediniz.
Ben size hakkımı helal etmiyorum.
Hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum.
Bunu okuyan olursa, şu saniyelerde, bu kelimeyi okuduğun anda bile yine beni suçladığını biliyorum. Yine “Kemal’in psikolojisi bozuk” diye düşündüğünü biliyorum. Yine meseleyi benim yaşadıklarımdan, benim ortaya koyduğum gerçeklerden, benim kaybettiklerimden alıp benim ruh hâlime bağlamaya çalıştığını biliyorum.
Bunu da biliyorum.
Ben kimsenin düşüncesini değiştiremiyorum.
Ben kimim ki?
Su gibi berrak gerçekler kimsenin fikrini değiştiremiyor.
Bu benim suçum değil.
Gerçeğin de suçu değil.
Siz görmek istemediniz.
Önünüze koyduğum şeyi görmek istemediniz. Çünkü görseydiniz bir şey yapmanız gerekecekti. Görseydiniz susmanız bu kadar kolay olmayacaktı. Görseydiniz bana akıl vermek yerine, kendi suskunluğunuza bakmanız gerekecekti.
O yüzden yine beni suçladınız.
Yine benim psikolojimi konu ettiniz.
Yine meseleyi benim ne yaşadığımdan çıkarıp benim nasıl anlattığıma getirdiniz.
Ama gerçek değişmedi.
Benim hayatım mahvoldu.Sağlığımı kaybettim.İşimi kaybettim.Kariyerimi kaybettim.Evimdeki canlıların düzenini, refahını, mutluluğunu kaybettim.
Evimdeki canlıların refahları için bile beni suçladınız.
Hayır.
Onun suçlusu ben değildim.
Onun suçlusu belli.
Ve çok üzgünüm ki kabul etmeyeceğiniz bir diğer gerçeği de buraya koyacağım:
Onun suçlusu sizsiniz.
Çünkü ben size geldim.
Çünkü ben size anlattım.
Çünkü ben size kanıtları gösterdim.
Çünkü ben size “ne olur beni durdurmayın” dedim.
Çünkü ben size “ben hayatta kalmak istiyorum” dedim.
Çünkü ben size “beni onun ittiği uçuruma siz götürmeyin” dedim.
Çünkü ben size “benim yerime karar vermeyin” dedim.
Çünkü ben size “bana tavsiye vermeyin, yanımda olun” dedim.
Siz bunları duydunuz.
Sonra yine bildiğinizi yaptınız.
Yine bana akıl verdiniz.
Yine beni durdurdunuz.
Yine beni yalnız bıraktınız.
Yine bunu destek diye önüme koymaya çalıştınız.
Sonra sonuçları görünce de beni suçladınız.
Benim evimdeki canlıların düzeni bozulduysa, bunun sebebi benim onları sevmemem değildi.
Bunun sebebi benim sorumsuzluğum değildi.
Bunun sebebi benim kötülüğüm değildi.
Bunun sebebi, göz göre göre hayatımı mahveden bir insanın yaptıklarıydı.
Ve sizin, bütün bunları görmenize rağmen, beni durdurmanızdı.
Sizin, beni kendi gerçeğimden şüphe ettirmenizdi.
Sizin, bana kendi hayatımla ilgili benden daha doğru bildiğinizi sanmanızdı.
Sizin, benim hakkımı arama irademin önüne geçmenizdi.
Sizin, beni korumak adı altında beni çaresiz bırakmanızdı.
Kiminizin kedisine yardımcı oldum. Kiminize kedi sahiplendirdim. Kiminize başka faydam oldu. Bunların hiçbirini karşılık bekleyerek yapmadım. Yine olsa yine yapardım.
Ama bugün söylüyorum:
Sizin için yaptığım her şeyi haram ediyorum.
Siz bana destek vermediniz.
İyi niyetlerinizin benim gözümde hiçbir kıymeti yok. Çünkü sizin iyi niyetleriniz, benim evdeki altı canlımın yaşadığı işkenceyi geçerli kılmaz.
Kendimi geçtim.
Siz bize destek olmadınız.
Benim istediğim şey sadece dinlemenizdi.
Dinlemediniz.
Benim ihtiyacım olan şey akıl vermeniz değildi. Yanımda durmanızdı.
Durmadınız.
Bana “onu arama”, “mesaj atma”, “dava açma”, “uzaklaştırma kararını bozma” diyerek destek olduğunuzu söylediniz.
Hayır.
Bu destek değildi.
Bu, benim gerçekliğimi yok saymaktı.
Bu, benim yaşadığım şeyi benden iyi bildiğinizi sanmaktı.
Bu, benim hayatımın ağırlığını, benim emeğimi, benim kaybımı, benim evimdeki canlıları, benim dayanma sınırımı yeterince ciddiye almamaktı.
Ben size hakkımı helal etmiyorum.
Sizin için yaptıklarıma üzülmüyorum. Sizin için yaptığım hiçbir iyilikten pişman değilim. Yine olsa yine yapardım.
Ama siz bunu yine yapsanız, ben yine hakkımı haram ederdim.
Çünkü siz bana destek olmadınız.
Hayatımı mahveden kişiye mesaj atma diyerek tavsiye vermek destek değildir.
Benim hayattaki değerime, yapmaya çalıştıklarıma, sizin için yaptıklarıma, evimdeki canlılara, verdiğim emeğe, kaybettiğim sağlığa, kaybettiğim işe karşılık gelen şey bu değildi.
Bana bu tavsiyeyi veren herkese hakkımı haram ediyorum.
Hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum.
Neredeyse hiçbirinize.
Evet, sizi duyuyorum.
Sessizliğiniz bana bunları söylüyor zaten.
Konuşmanıza yine gerek yok.
“Biz kötü niyetli değildik.”
“Biz ne bilebilirdik?”
“Bunu hak etmedik.”
“Kemal çok ağır yazmış.”
“Yine her şeyi bize yüklüyor.”
“Gerçekten iyi değil galiba.”
Tamam, duydum.


Comments