top of page

Juliet

  • 2 days ago
  • 2 min read

Juliet gitti. O, çok şanssız bir kediydi. Ayşegül de hiç şanslı değildi. Hayatlarının birbirleriyle kesiştiği yerde de, o kesişime gelen yolda da ikisi de şanslı değillerdi. Daha doğrusu, bunların hiçbiri “şans” ile ifade edilecek, öyle bir yerden okunacak şeyler değildi.


Böyle durumlarda çok söylenen bir söz vardır: “Seninle karşılaştığı için şanslı.” Kaybettiğim hayvanların ardından bana da çok söylendi. Hiç itiraz etmedim. Ama şimdi Juliet’e ve Ayşegül’e bakınca, onlar adına itiraz edesim geliyor. Çünkü Ayşegül’ün de Juliet’in de söylenenlere, edilen teskinlere karşı çıkacak halleri hiç yok.


Juliet senelerce klinik kafesinde yaşamış, sağır bir kedi. Zamanında hastalanmış. Sonra onu terk edip gitmişler. Yuva bulunamamış. Yıllarca. Yıllarca beklemiş. Yılları küçücük bir klinik kafesinde geçmiş. O hiç şanslı değil.


Sonra bir şekilde benimle yolları kesişiyor. Küçücük bir an, bir paylaşım. Ayşegül geliyor. Yıllarca kimsenin almadığı o ürkek, travmalı, güvenmekte zorlanan, kaçan, saklanan, yaşlı kediyi almaya o gönüllü oluyor. Ayşegül hiç şanslı değildi. Benimle ve Ayşegül’le karşılaşmış olsa da Juliet de şanslı değildi. Juliet, hâlâ hayatında olması gerekene —fazlasıyla hak ettiğine— çok geç kavuşan bir kediydi. Hâlâ yıllarını hiç hak etmediği bir şekilde geçirmiş bir kediydi. Hep öyle oldu; hep öyle olacak.

Ayşegül’ün onunla geçirdiği her dakika için minnettar olduğunu biliyorum. Juliet bugün gitse de, bu en acı gününde bile aklına bir saniye “Keşke almasaydım” diye bir cümle gelmiyor. Ağlaya ağlaya onu gömmeye giderken bile içinden “İyi ki” dediğini ben duyuyorum. Ayşegül’ün, hem de şu anda bile, kendini şanslı hissettiğini ben biliyorum.


Ben Ayşegül’ün hiç şanslı olmadığını ona söylemeyeceğim. Çünkü bu cümlelere hiç ihtiyacı yok. Onun yerine bunları size söyleyeceğim:


Ayşegül Juliet’ten çok şey öğrendi. Onunla olan yolculuğu hayatına derin anlamlar kattı. Belki ortaya çıkmamış güzel taraflarının üstünü Juliet açtı. Belki onu başka bir insana dönüştürdü. Ayşegül bunlara şanslı olduğu için değil, sonuna kadar hak ettiği için kavuştu.


Öyle bir kediyi sevmeye cesaret etti. Onu kaybetmeye cesaret etti. Haftalarca korkudan evde saklanacak olmasına, sesini duyamadığında paniğe kapılmasına, korktuğunda, Juliet’e her bakışında içinin acımasına cesaret etti. Belki hiçbir zaman dokunamayacak olmanın bile riskini aldı. Hiçbir zaman “iyi” olmayabileceklerinin de riskini aldı. Neyse ki öyle olmadı: Juliet ona güvendi; Ayşegül, güvenebilmesi için emek verdi.


Bu da şans değildi. Geçirdikleri güzel zamanlar, birbirlerinin hayatlarına kattıkları anlamlar öyle rastgele olmadı. Bunu onlar seçtiler. Juliet, ıstırap içinde geçen yıllara rağmen yeniden bir insana güvenmeyi seçti. Öylesine olmadı. Juliet de bunu seçti; Juliet de buna cesaret etti. Bu hiç küçümsenecek bir şey değil. Bu hiç rastgele değil. Bu bir seçim. Üstelik çok zor bir seçim; herkesin yapamayacağı bir seçim. Neredeyse kimsenin yapamayacağı bir seçim.


Ayşegül’ün ona gösterdiği sabır da, aylar boyu verdiği emek de, birine yeniden güvenmesi neredeyse imkânsız olan bir kedi için elinden geleni yapması da koskocaman birer seçim.

Günün sonunda Ayşegül’ün de Juliet’in de birbirlerinin hayatlarına kattıkları her anlam birer seçimdi. Tartışmasız. İkisinin de kazandığı şey, neredeyse kimsenin gösteremeyeceği bir cesaret sayesinde oldu.


Ayşegül hiç şanslı değil. Juliet de öyle.


Ama hayatlarına kattıkları her anlamı, geçirdikleri her saniyeyi, Ayşegül’ün ömrünün sonuna kadar onunla gelecek anılarını sonuna kadar hak ettiler.


Başardılar. Çok şanssız olmalarına rağmen.

 
 
 

Recent Posts

See All
8 Sekiz

Bugün bu süreçte kaç kez terk edildiğimi düşündüm. Sayamadım. Şimdi, bu satırları yazarken saymaya çalışıyorum… Sayıp geri geleceğim. Geldim. Sandığım kadar çok değilmiş. 8 kez. 8 kişi tarafından. Bu

 
 
 

Comments


bottom of page